Menü Kapat

Tükiye’nin hali içler acısı

Ülkemiz son 15 günlük hatta son 1 yıllık zaman diliminde çok zor ve kritik bir süreçten geçmektedir. Hızla devam eden bu süreçte bir film izler gibi olan biteni izlemekteyim. Bu filmi izlerken bir yandan da kafamı bazı sorular meşgul etmekte ve filmin içine bir türlü girememekte, sürekli kafamdaki sorulara cevaplar aramaktayım. Sorular, sorular, sorular…

Yaşanan bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak nasıl bir tutum sergilemeliyim?
Kimin haklı olduğu konusunda bir tercih yapmalı mıyım?
Bana düşen görev nedir?
Sorularıma bulduğum cevapları; geçtiğimiz günlerde, üniversitede, derste yaşadığım bir anımı anlatarak sizinle paylaşayım:

Öğretim görevlisi ülkenin içinde bulunduğu durumu anlatıyor; “Yandık, bittik, kül olduk, bu ülke artık iflah olmaz” vb. Bir sürü felaket sıralıyor. Bu ülkenin dağılmaması için artık hiçbir sebep kalmadı teşhisini de ekliyor. Öğretim görevlisi bu teşhisi yapınca ben söz istiyorum ve söylenen hiçbir şeye katılmadığımı bu ülkenin çok sağlam temeller üzerine kurulu olduğunu bizi bir arada tutacak ve dağılmamızı engelleyecek harcın bin yılda karıldığını söylüyorum. Öyle üç beş münferit olayla bu ülkenin dağılmayacağını da sözlerime ekliyorum. Bunun üzerine öğretim görevlisi, sözü alarak; Neye güveniyorsun?” sorusunu soruyor bana. Ben de biraz enaniyet yaparak kendime güvendiğimi söylüyorum ve ekliyorum. Rahmetli Mehmet Akif’e atıfta bulunarak İstiklal Marşımızın ilk iki satırının beni anlattığını söylüyorum.

“Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak”

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak”
“Hocam” diyorum,  “işte Mehmet Akif’in en son ocak dediği ocak benim ve ben yaşadıkça bu ülkede yaşayacak” diyorum. Bunun üzerine öğretim görevlisi gerçekten böyle mi düşünüyorsun diyor ve ekliyor: Seni görünce içimi bir heyecan ve sevinç kapladı. Seni tanıdığım için çok mutlu oldum. Bir anda gözleri parladı ve  “Ben artık bu ülkenin geleceğinden endişe etmiyorum.” dedi. Belki samimi belki de alay ediyordu bilemiyorum. Ama ben kendimden çok emindim. Bu ülkede benim gibi düşünen binlerce insan olduğunu biliyordum. Mehmet Akif “Bir ocak tüterken korkma” diyor benim gibi binlercesi varken, ben bu ülkenin geleceği ile ilgili neden endişeye kapılacaktım, neden felaket tellallığı yapacaktım. Zaten bu süreci bize yaşatanların da amacı bu değil miydi?

Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz;  vatan sevgimizden asla şüphe duymamalı, çevremizdeki hiç kimseye de şüphe duydurmamalıyız. Herhangi bir tercih yapmamamıza da gerek yok, biz zaten vatanımızın birliği ve dirliğinden yana tercihimizi yapmışız. Bize düşen görev nedir peki derseniz? Ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkması için atamızın dediği gibi “Tek bir şeye ihtiyacımız vardır çalışkan olmak.” Ayrıca ülkemizin bu karanlık günleri bir an önce atlatmasını dilemeli bir daha böyle karanlık dehlizlerle karşılaşmaması için hukukun ne karar vereceğini beklemeli, üç beş kişi hata yaptı diye de -eğer hata yaptılarsa- bizi yönetmesi için seçtiğimiz insanların tümünü suçlu ilan etmemeliyiz. Biz onlara bizim adımıza devleti yönetme görevi vermişsek sonuna kadar onları desteklemeliyiz. Çünkü büyük resmi görmeliyiz. Hedef onlar değil,  hedef devletimizin bekasıdır, vesselam.

0 Users (0 votes)
c00
What people say... Leave your rating
Sort by:

Be the first to leave a review.

User Avatar
Verified
{{{ review.rating_title }}}
{{{review.rating_comment | nl2br}}}

Show more
{{ pageNumber+1 }}
Leave your rating

Your browser does not support images upload. Please choose a modern one

Benzer haberler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir